Tarih Boyunca Akıl Hastalığı Olan Kralların, Kraliçelerin ve Prenslerin Karanlık Hikayeleri

Tıpkı bizim gibi kraliyet aileleri de zaman zaman akıl hastalıklarıyla mücadele etmişti. Bununla birlikte, bazı kraliyet ailelerinin hastalıkları hayal edilemeyecek kadar kötüydü! İşte ruhsal bozuklukları ile ünlenmiş on kraliyet üyesi.

Kaynak: https://listverse.com/2023/04/03/10-r…

1. Kral George III

‘Çılgın Kral George’ olarak bilinen Kral III. George, 1738-1820 yılları arasında Büyük Britanya’yı yönetti. Yönetimi sırasında Amerikan kolonilerini kaybetti ve delilik belirtileri sergiledi. Örneğin, Kral George III tutarsızca konuşur ve kasılmalar yaşardı. Günümüzde tarihçiler ise semptomlarının psikiyatrik hastalıktan kaynaklandığına inanıyor.

2. Ludwig II

Ludwig II veya ‘Çılgın Kral Ludwig’, 1864-1886 yılları arasında Almanya’yı yönetti ve Neuschwanstein da dahil olmak üzere Almanya’nın en güzel kalelerini inşa etti. Aslında yönetimi boyunca Almanya ekonomik sıkıntılar yaşarken bile yeni kaleler inşaa ettirmeye devam etti. Ayrıca sanrılar ve halüsinasyonlar da görüyordu. Tarihçiler, Ludwig’in şizotipal kişilik bozukluğu ve Pick hastalığı ile mücadele etmiş olabileceğine inanıyor.

3. Prens Otto

Ludwig’in kardeşi Prens Otto, 1886’da Bavyera’yı yönetmeye başladığında çoktan deliliğin pençesine düşmüştü. 17 Yaşında depresyon belirtileri göstermeye başlayan ve daha sonra saldırgan, depresif ve sanrıları nedeniyle insanlardan saklanan kral abisinden çok farklı değildi.Tarihçiler Otto’nun da abisi gibi şizofreniden muzdarip olduğuna inanıyor.

4. Nerissa Bowes-Lyon

Kraliçe II. Elizabeth’in kuzeni Nerissa Bowes-Lyon, ciddi öğrenme güçlükleri çekti ve toplumdan gizli tutuldu. Hastalığı o kadar ciddi durumdaydı ki asla konuşmayı öğrenemedi. Hastalığının sebebi kesin olarak bilinmemekle birlikte, Kraliçeyi atlayan genetik bir hastalık olduğu düşünülüyor.

5. Fransa Kralı VI. Charles

Kral Charles VI, 1380-1422 yılları arasında Fransa’yı yönetti ve küçük yaşlardan itibaren sanrı ve şiddet belirtileri gösterdi. Vücudunun camdan yapıldığına inanıyordu ve bu da Cam Sanrısı adı verilen nadir psikiyatrik duruma yol açmıştı. Kral, paramparça olacağından korkarak kimsenin yanına yaklaşmasını yasakladı.

6. Eric XIV

İsveç Kralı Eric XIV, İskandinav Yedi Yıl Savaşı’ndaki saldırgan dış politikası ve acımasızlığının yanı sıra delilik nöbetleri ile tanınıyordu. Akıl hastalığı zamanla kötüleşerek şiddete ve paranoyaya yol açtı. 1658’de tahttan indirildi ve sonunda zehirlendi. Günümüzde, kralın ani patlamalarına neden olan hastalığın şizofreni olduğuna inanılıyor.

7. Brandenburg’lu Maria Eleonora

Bir Alman prensesi olan Maria Eleonora, İsveç kraliyet ailesiyle evlendi ve krala tahtın başına geçecek bir erkek çocuk vermesi gerekiyordu. Uzun denemelerin ardından bir kız çocuğu doğurduktan sonra kendi çocuğuna zarar vermeye çalışarak derin bir depresyona girdi. Kocasının ölümü onun deliliğini arttırdı ve daha sonrasında ölen kocasının vücudunu aylarca yanından ayırmadı. Maria hayatının büyük bir çoğunu derin bir depresyon içinde yaşadı.

8. Prenses Alexandra Amelie

Bavyera prensesi Prenses Alexandra Amelie, 23 yaşında akıl hastalığı belirtileri göstermeye başladı. Temizliğe ve beyaz giysilere olan takıntısı, babası metresini tercih ettiğinde arttı ve onun bir cam piyanoyu yuttuğuna inanmasına neden oldu. Hastalığı Fransa Kralı VI. Charles’ın ‘Cam Sanrısına’ benziyordu. Doktorlar hastalığının OKB ile bağlantılı olduğunu düşünülüyor.

9. Philip V

1700-1746 yılları arasında hüküm süren İspanya Kralı V. Philip, yetersizlik hissi ve manik-depresif nöbetlerle mücadele etti. Banyo Yapmaktan kaçınmak, odasında günlerce kalmak ve gece yarısı mahkeme seansları düzenlemek gibi tuhaf davranışlar sergiledi. Tarihçiler, kralın bipolar bozukluk, OKB ve Cotard sendromundan muzdarip olduğuna inanıyor.

10. İspanya Kralı II. Charles

Habsburg’un son hükümdarı olan Kral II. Charles, ailesindeki yüzyıllardır süren ensest evliliklerden dolayı hayata bir adım geride başlamıştı. Ciddi öğrenme güçlükleri ve gecikmelerle karşı karşıya kalan kral gençliğinin ortalarına kadar konuşmayı ve yürümeyi öğrenemedi. O zamanlar doktorlar onun büyülendiğine inanıyorlardı, ancak modern tarihçiler sorunlarını genetik hastalıklar ile ilişkilendiriyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir